Selin Kahrıman
Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi, Türk İslam Kültürünün ana kaynaklarından oluşan yazma ve kıymetli matbu eserleri bünyesinde barındırıyor. Kütüphane raflarında yer alan Fatih, Hamidiye, Sultan Ahmed, Ayasofya, Laleli gibi koleksiyonlar Padişah kütüphaneleri olarak dikkat çekiyor. Aralarında İbn-i Sina’nın el-Kânûn fi’t-Tıb, Katip Çelebi’nin Fezleke ve Piri Reis’in Kitabü’l-Bahriye isimli eserlerinin de bulunduğu bu el yazması koleksiyonlar bilimin geçmişten günümüze değin kat ettiği süreç hakkında bizlere bilgi veriyor.
Yerli ve yabancı araştırmacılara uluslar arası düzeyde hizmet veren bir kuruluş olması bakımından da büyük önem taşıyan Süleymaniye Kütüphanesi’nde Türk-İslam Kültürünün ana kaynaklarından olan yazma ve kıymetli matbu eserler yer alıyor. Kütüphanede yer alan koleksiyonlar arasında Fatih, Hamidiye, Sultan Ahmed, Ayasofya, Laleli gibi koleksiyonlar Padişah kütüphaneleri olarak dikkat çekiyor.Süleymaniye Kütüphanesi’nin kuruluşundan günümüze geçirdiği süreç ise bir hayli ilginç.İstanbul'un çeşitli semtlerinde kurulmuş vakıf kütüphaneleri tarihler 1918’i gösterdiğinde Külliyenin medreselerinde bir araya getirilmeye başlanmış. Bu güne değin, sonradan yapılan bağışlarla beraber Süleymaniye Kütüphanesindeki koleksiyon sayısı 131'e ulaşmış. Cilt, tezhip, minyatür, hat ve ebru gibi geleneksel el sanatlarımızın en güzel örneklerini de bünyesinde barındıran Süleymaniye Kütüphanesi’nde sayıları 80 bin cildi bulan el yazması eser yer alıyor.Bu değerli eserler arasında İbn-i Sina’nın El Kanun, Katip Çelebi’nin Fezleke ve Piri Reis’in Kitabü’l- Bahriye isimli eserlerde yer alıyor.Büyükler cepheye, küçükler evlerine
Kütüphanenin mimarisi ve yapısı itibariyle tipik bir Osmanlı medresesi olduğunu anlatan Süleymaniye Kütüphanesi Müdürü Emir Eş, Osmanlı eğitim sisteminde medreselerin günümüz fakültelerine denk olduğunun altını çizerek, “Süleymaniye medreselerinde en çok matematik, astronomi, hukuk hadis ve kıraat ilimleri okutulmuştur. 1557’den 1918’e kadar yaklaşık 370 yıl bu süreç böyle devam etmiş. Ancak bu gidişat İngilizlerin 1918’de İstanbul’a girmesiyle birlikte tamamen değişmiş. Bu andan sonra buralarda eğitim alan ve yaşı büyük olan öğrenciler savaşmak için cephe yoluna koyulurken, küçükler de evlerine kapanmış böylece eğitim alacak öğrenci kalmamış. Bu olumsuz gelişme nedeniyle de
Süleymaniye Külliyesi içindeki 1 ve 2 numaralı medreseler kapılarını kapatmıştır” dedi.
Kütüphanenin mimarisi ve yapısı itibariyle tipik bir Osmanlı medresesi olduğunu anlatan Süleymaniye Kütüphanesi Müdürü Emir Eş, Osmanlı eğitim sisteminde medreselerin günümüz fakültelerine denk olduğunun altını çizerek, “Süleymaniye medreselerinde en çok matematik, astronomi, hukuk hadis ve kıraat ilimleri okutulmuştur. 1557’den 1918’e kadar yaklaşık 370 yıl bu süreç böyle devam etmiş. Ancak bu gidişat İngilizlerin 1918’de İstanbul’a girmesiyle birlikte tamamen değişmiş. Bu andan sonra buralarda eğitim alan ve yaşı büyük olan öğrenciler savaşmak için cephe yoluna koyulurken, küçükler de evlerine kapanmış böylece eğitim alacak öğrenci kalmamış. Bu olumsuz gelişme nedeniyle de
Süleymaniye Külliyesi içindeki 1 ve 2 numaralı medreseler kapılarını kapatmıştır” dedi.Kitaplar koruma altına alındı
Savaşın getirdiği kaos ve karmaşa ortamından insanlar kadar kitapların da etkilendiğini kaydeden emir Eş, bu süreci şöyle aktardı, “Kitapların ve eserlerin bu karmaşa ortasında mahvolmaması ve korunabilmesi için İstanbul’un çeşitli yerlerindeki kütüphanelerden sayısız eser alelacele Süleymaniye Medreseleri’ne getirildi. Çünkü o dönem burası taş olmasından dolayı da dış tesirlere karşı korunaklı ve sağlamdı. O dönem İstanbul’un çeşitli yerlerinde hizmet veren 18 kütüphane buraya getirildi.”şeklinde konuştu.
Savaşın getirdiği kaos ve karmaşa ortamından insanlar kadar kitapların da etkilendiğini kaydeden emir Eş, bu süreci şöyle aktardı, “Kitapların ve eserlerin bu karmaşa ortasında mahvolmaması ve korunabilmesi için İstanbul’un çeşitli yerlerindeki kütüphanelerden sayısız eser alelacele Süleymaniye Medreseleri’ne getirildi. Çünkü o dönem burası taş olmasından dolayı da dış tesirlere karşı korunaklı ve sağlamdı. O dönem İstanbul’un çeşitli yerlerinde hizmet veren 18 kütüphane buraya getirildi.”şeklinde konuştu.
Okumayı seviyorlardı
Süleymaniye Kütüphanesi Müdürü Emir Eş, İstanbul’un 90 sene önceki nüfusunun yaklaşık 1 milyon olmasına rağmen şehirde irili-ufaklı 200 civarında kütüphane olduğunu ifade ederek, “O dönem nüfus azdı ancak buna karşın insanlardaki okuma sevgisi şaşırtıcı boyuttaydı.İnsanlar içinde bulundukları savaşa ve tüm olumsuzlara inat okumaktan kesinlikle vazgeçmediler. Ülkede tam bir belirsizlik hüküm sürüyor. Savaş var, yokluk var, endişe var ancak bunlara rağmen tüm benlikleri ile kitaba sarılan bir halk var. Bu üzerinde durulması gereken bir nokta ” dedi.
Süleymaniye Kütüphanesi Müdürü Emir Eş, İstanbul’un 90 sene önceki nüfusunun yaklaşık 1 milyon olmasına rağmen şehirde irili-ufaklı 200 civarında kütüphane olduğunu ifade ederek, “O dönem nüfus azdı ancak buna karşın insanlardaki okuma sevgisi şaşırtıcı boyuttaydı.İnsanlar içinde bulundukları savaşa ve tüm olumsuzlara inat okumaktan kesinlikle vazgeçmediler. Ülkede tam bir belirsizlik hüküm sürüyor. Savaş var, yokluk var, endişe var ancak bunlara rağmen tüm benlikleri ile kitaba sarılan bir halk var. Bu üzerinde durulması gereken bir nokta ” dedi.
Gece 23.00’a kadar açık tek kütüphane
Süleymaniye Kütüphanesi’nin diğer kütüphanelerden farklı olarak gece 23.00’a kadar açık olduğunu vurgulayan Emir Eş, “Bu güne kadar 80 bin cilt yazma eserin 70 bin âdetini dijital ortama aktardık. Bu şekilde oluşturduğumuz arşivimizin, bu kıymetli hazinenin okuyucuyla paylaşılması bizi oldukça mutlu ediyor. Fakat kütüphanemizi 5 gibi kapatıyoruz. İstedik ki okumayı ve araştırmayı sevenler işlerinden çıkıp kütüphaneye gelsinler ve diledikleri gibi bu eserlerden faydalansınlar. Kapanış saatimizle ilgili yetkililere böyle bir talebimiz olduğundan söz ettik. Onlar da sağ olsunlar bu talebimize olumlu yaklaştılar ve Mayıs 2007 itibarıyla kütüphanemiz hafta içi her gün, gece saat 23 00’a kadar hizmet vermeye başladı” şeklinde konuştu.
Süleymaniye Kütüphanesi’nin diğer kütüphanelerden farklı olarak gece 23.00’a kadar açık olduğunu vurgulayan Emir Eş, “Bu güne kadar 80 bin cilt yazma eserin 70 bin âdetini dijital ortama aktardık. Bu şekilde oluşturduğumuz arşivimizin, bu kıymetli hazinenin okuyucuyla paylaşılması bizi oldukça mutlu ediyor. Fakat kütüphanemizi 5 gibi kapatıyoruz. İstedik ki okumayı ve araştırmayı sevenler işlerinden çıkıp kütüphaneye gelsinler ve diledikleri gibi bu eserlerden faydalansınlar. Kapanış saatimizle ilgili yetkililere böyle bir talebimiz olduğundan söz ettik. Onlar da sağ olsunlar bu talebimize olumlu yaklaştılar ve Mayıs 2007 itibarıyla kütüphanemiz hafta içi her gün, gece saat 23 00’a kadar hizmet vermeye başladı” şeklinde konuştu.
Yolu Süleymaniye Kütüphanesine Düşenler…
Osmanlı döneminde sayıları 200’ü bulan kütüphanelerin yaklaşık 117 tanesinin Süleymaniye Kütüphanesinde bulunduğunu kaydeden Eş, “Özgün isimleri ve numaralarıyla şu an burada bulunan binlerce esere ev sahipliği yapıyoruz. Ağırlıklı olarak İstanbul’daki kütüphanelerden gelen eserler olmakla birlikte Anadolu’nun da çeşitli yerlerindeki kütüphanelerden gelen eserler de bulunuyor koleksiyonlarımız arasında. Bu eserlerin tamamı Arabi harflidir. 80 bin cilt yazma eser var. Bunun yüzde 65’i Arapça, yüzde 20- 25’i Osmanlı Türkçesi, yüzde 10 -15 kadarı da Farsçadır.”dedi.
Osmanlı döneminde sayıları 200’ü bulan kütüphanelerin yaklaşık 117 tanesinin Süleymaniye Kütüphanesinde bulunduğunu kaydeden Eş, “Özgün isimleri ve numaralarıyla şu an burada bulunan binlerce esere ev sahipliği yapıyoruz. Ağırlıklı olarak İstanbul’daki kütüphanelerden gelen eserler olmakla birlikte Anadolu’nun da çeşitli yerlerindeki kütüphanelerden gelen eserler de bulunuyor koleksiyonlarımız arasında. Bu eserlerin tamamı Arabi harflidir. 80 bin cilt yazma eser var. Bunun yüzde 65’i Arapça, yüzde 20- 25’i Osmanlı Türkçesi, yüzde 10 -15 kadarı da Farsçadır.”dedi.
Dünyanın her yerinden ziyaretçi akını
Özellikle yaz mevsiminde dünyanın çeşitli yerlerinden ziyaretçilerin Süleymaniye Kütüphanesi’ni ziyaret ettiğini dile getiren emir Eş, “Ziyaretçilerin büyük bir çoğunluğu özellikle Bilimler Tarihi ile ilgili eserlerimizi incelerler. En eski eserimiz yakla
şık 1370 yaşındadır. Hicri 68 tarihli bir kitaptır ve Arap grameri ile ilgili bir eserdir. En yeni kitabımız ise yaklaşık 150-200 yıllıktır. Böyle bir zenginliğe sahip olmanın sevincini yaşıyoruz elbet. Süleymaniye Kütüphanesinde tıptan, hadise, astronomiden, hijyene, matematikten tarihe, coğrafyadan edebiyata, tefsirden psikolojiye kadar pek çok konu başlığına ilişkin eserler mevcut.”şeklinde konuştu.Süleymaniye Kütüphanesi’nde yer alan el Yazması eserlerden bir kaçı;Katip Çelebi’nin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Hüsrevpaşa Bölümünde 271 numarada kayıtlı meşhur Cihannüma isimli eseridir ve 1145 hicri tarihli yaklaşık 280 yıllık bir kitaptır. İbrahim Müteferrika baskısıdır. (EKV 79)Hicri 1145 tarihli günümüzden 280 yıl önce basılmış bu kitap meşhur Piri Reis’in Kitab-ül Bahriye isimli eseridir. Sayısız harita var, içerisinde... Avrupa, Akdeniz Ortadoğu civarı sahiller ve adalarla ilgili haritalar, bilgiler vardır. Görüldüğü üzere bu resmin üzerinde “Bu şehrin cümlesi su içindedir. Venedik şehrinin bizzat merkezinin resmidir” diyor yazıda. 117 Osmanlı Koleksiyonundan birisi içerisindedir, bu eser. (EKV 83)Sultan 3. Murat Divanı. Bu kitabın özelliği ise şu gördüğünüz ve “koltuk” dediğimiz tezhiplerin hiç biri diğerine benzemez. Bütün kitapta yer alan bu tezhiplerin her biri diğerine göre farklılık gösterir. Ki bu da san’at anlaşındaki zenginliğin doruğunu gösteren dikkat çekici bir özellik olarak çıkar, karşımıza. (EKV 90)Osmanlı tarihçisi Ayni’ye ait ve Tarih içerikli bir eserdir. Lala İsmail 310 numarada kayıtlı bu kitap, ta’lik hat ile yazılmıştır. Osmanlı ve dünya tarihi ile alakalı yazılmış bir eserdir ve konu başlıkları ile alakalı özel bilgileri ihtiva eder. 16 yy. a ait bir eserdir.İbni Sina’nın el-Kanûn isimli külliyatıdır bu . Burada yazı ve tezhip sanatının gelişimini net olarak görmekle birlikte burada kitap sanatının ne derece ilerlediğine de tanıklık ediyoruz. Tıpla alakalı bir eserdir. Derinin oyulmak suretiyle ince bir işleme sanatı da göze çarpa
r, kapağın iç kısmında. İbni Sina’nın el yazması eserinin yıllarca Roma Üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulduğunu biliyoruz.1910 numarada kayıtlı Katip Çelebi’nin Fezleke isimli tarih kitabı.Hazreti Osman döneminde yazdırılan Kur’an-ı Kerim’in Taşkent nüshasının fotokopisi.Büyük boy Kur’an-ı Kerim. Taşkent’teki Müzede sergilenen kutsal kitabımızın fotokopisidir.Bu küçük boy Kur’an-ı Kerim’in ise Hz. Osman dönemine ait olduğuna dair rivayet vardır. Kûfi yazı ile yazılmıştır. 1300 yıllık bir esere ait fotokopilerdir bunlar.
Özellikle yaz mevsiminde dünyanın çeşitli yerlerinden ziyaretçilerin Süleymaniye Kütüphanesi’ni ziyaret ettiğini dile getiren emir Eş, “Ziyaretçilerin büyük bir çoğunluğu özellikle Bilimler Tarihi ile ilgili eserlerimizi incelerler. En eski eserimiz yakla
şık 1370 yaşındadır. Hicri 68 tarihli bir kitaptır ve Arap grameri ile ilgili bir eserdir. En yeni kitabımız ise yaklaşık 150-200 yıllıktır. Böyle bir zenginliğe sahip olmanın sevincini yaşıyoruz elbet. Süleymaniye Kütüphanesinde tıptan, hadise, astronomiden, hijyene, matematikten tarihe, coğrafyadan edebiyata, tefsirden psikolojiye kadar pek çok konu başlığına ilişkin eserler mevcut.”şeklinde konuştu.Süleymaniye Kütüphanesi’nde yer alan el Yazması eserlerden bir kaçı;Katip Çelebi’nin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Hüsrevpaşa Bölümünde 271 numarada kayıtlı meşhur Cihannüma isimli eseridir ve 1145 hicri tarihli yaklaşık 280 yıllık bir kitaptır. İbrahim Müteferrika baskısıdır. (EKV 79)Hicri 1145 tarihli günümüzden 280 yıl önce basılmış bu kitap meşhur Piri Reis’in Kitab-ül Bahriye isimli eseridir. Sayısız harita var, içerisinde... Avrupa, Akdeniz Ortadoğu civarı sahiller ve adalarla ilgili haritalar, bilgiler vardır. Görüldüğü üzere bu resmin üzerinde “Bu şehrin cümlesi su içindedir. Venedik şehrinin bizzat merkezinin resmidir” diyor yazıda. 117 Osmanlı Koleksiyonundan birisi içerisindedir, bu eser. (EKV 83)Sultan 3. Murat Divanı. Bu kitabın özelliği ise şu gördüğünüz ve “koltuk” dediğimiz tezhiplerin hiç biri diğerine benzemez. Bütün kitapta yer alan bu tezhiplerin her biri diğerine göre farklılık gösterir. Ki bu da san’at anlaşındaki zenginliğin doruğunu gösteren dikkat çekici bir özellik olarak çıkar, karşımıza. (EKV 90)Osmanlı tarihçisi Ayni’ye ait ve Tarih içerikli bir eserdir. Lala İsmail 310 numarada kayıtlı bu kitap, ta’lik hat ile yazılmıştır. Osmanlı ve dünya tarihi ile alakalı yazılmış bir eserdir ve konu başlıkları ile alakalı özel bilgileri ihtiva eder. 16 yy. a ait bir eserdir.İbni Sina’nın el-Kanûn isimli külliyatıdır bu . Burada yazı ve tezhip sanatının gelişimini net olarak görmekle birlikte burada kitap sanatının ne derece ilerlediğine de tanıklık ediyoruz. Tıpla alakalı bir eserdir. Derinin oyulmak suretiyle ince bir işleme sanatı da göze çarpa
r, kapağın iç kısmında. İbni Sina’nın el yazması eserinin yıllarca Roma Üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulduğunu biliyoruz.1910 numarada kayıtlı Katip Çelebi’nin Fezleke isimli tarih kitabı.Hazreti Osman döneminde yazdırılan Kur’an-ı Kerim’in Taşkent nüshasının fotokopisi.Büyük boy Kur’an-ı Kerim. Taşkent’teki Müzede sergilenen kutsal kitabımızın fotokopisidir.Bu küçük boy Kur’an-ı Kerim’in ise Hz. Osman dönemine ait olduğuna dair rivayet vardır. Kûfi yazı ile yazılmıştır. 1300 yıllık bir esere ait fotokopilerdir bunlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder