Sanayileşmeyle birlikte zorlaşan yaşam koşulları, çevresel faktörler, küreselleşme tarafından dayatılan tüketim kültürünün beslenme biçimleri üzerindeki olumsuz etkisi günümüz insanının sağlıklı yaşam ve uzun ömürlü olma özlemini artırıyor. Ancak ağırlıklı olarak zeytinyağı ve yabani otlarla beslenen Egeliler ölümle keçi gibi inatlaşıyor. Egelilerin çok fazla ot tüketmeleri bir Rum fıkrasına da konu olmuştur. Bir gün tarlasında otlayan keçilerle birlikte, kadını da kovan yaşlı adama bunun nedeni sorulunca, “Ama kadın Giritliydi” cevabını verir. Arkadaşı bunun ne demek olduğunu kavrayamadan, yaşlı adam ekler: “Giritliler keçilerden daha fazla ot toplar.”
Ege mutfağın “hekimi” zeytinyağı
Ege’de zeytinyağı başlı başına bir kültür. Mutfakta, hastalıkların tedavisinde, temizlikte akla ilk gelen zeytinyağı. Bölge kadınları zeytinyağının önemini şu sözlerle dile getiriyor: “Bütün yemeklerimizi zeytinyağı ile yaparız. Et, sebze, ot yemeklerini zeytinyağı ile pişirir, zeytinyağı ile kızartmalar yaparız; kahvaltıda bir kasenin içine koyduğumuz zeytinyağına tuz ekip biraz limon sıktıktan sonra ekmek bandırarak yeriz. Ayrıca yeni doğmuş bebeklere sancısını gidermesi ve rahatlaması için bir çay kaşığı zeytinyağı içiririz.”
Yaşamını Soma’da sürdüren 53 yaşındaki Fitnat Yüksek, zeytinyağı mucizesinin en yakın tanığı: “Bir gün mide ağrısı şikayetiyle doktora gittim. Çekilen röntgenler sonucunda safra kesemde taş olduğu ortaya çıktı. Doktor hangi yağı kullandığımı sordu. Bu soruya ilk başta çok şaşırdım ve “zeytinyağı” cevabını verdim. Doktor eğer zeytinyağı kullanmasaydım safra kesemdeki taşların kanser gibi başka hastalıklara da neden olabileceğini söyleyerek zeytinyağının ne kadar faydalı olduğunu belirtti. Şaşırıp kaldım, zeytinyağı hayatımı kurtarmıştı.”
“Keçinin yediği her otu yeriz”
Yaşamını Soma’da sürdüren 53 yaşındaki Fitnat Yüksek, zeytinyağı mucizesinin en yakın tanığı: “Bir gün mide ağrısı şikayetiyle doktora gittim. Çekilen röntgenler sonucunda safra kesemde taş olduğu ortaya çıktı. Doktor hangi yağı kullandığımı sordu. Bu soruya ilk başta çok şaşırdım ve “zeytinyağı” cevabını verdim. Doktor eğer zeytinyağı kullanmasaydım safra kesemdeki taşların kanser gibi başka hastalıklara da neden olabileceğini söyleyerek zeytinyağının ne kadar faydalı olduğunu belirtti. Şaşırıp kaldım, zeytinyağı hayatımı kurtarmıştı.”
“Keçinin yediği her otu yeriz”
Egeliler dağlardan ya da bahçelerden topladıkları yabani otlarla beslenir, et yemeklerine rağbet etmezler. Yabani otların bazıları sağlık, bazıları lezzet için tüketilir. Tüm Egeli kadınlara sorduğunuzda aynı yanıtı verirler: “Keçinin yediği her otu yeriz. Keçiler çok iyi beslenir, zehirli otları yemez, suyu bile en temiz yerden içer.” Ege’de tüketilen yabani otlardan bazıları, kızılcabacak otu, şevketibostan (diken otu), eşekturpu (hardal), kuşotu, gelincik, kuzukulağı, koyun kulağı, muşur otu, cicubucu, eşek helvası, kazayağı, gerdeme, leylek kakacı, kaymacık, ısırgan otu, acıfiliz otu, arapsaçı, turp otu, ebegümeci (develik), ılıbıda yaprağı, semizotu, sirken otudur. Yabani otlar, kavrularak, börek içi, sulu yemek şeklinde ve salata olarak tüketilir. Sirken ve semizotu haricinde genellikle kış aylarına doğru yağmur yağdıktan sonra çıkıyorlar. Ege’de sevilerek tüketilen yabani otlar pazarlarda da satılarak birçok ailenin geçim kaynağı oluyor.
Egelilerin sağlığa dair önemli bir sırrı da siyah çay yerine adaçayı, ıhlamur, kekik, papatya, ayva-dana otu, defneyaprağı ve nane limon gibi bitki çaylarını tüketmeleri. Örneğin ayva yaprağı çayını da ishali durdurmak içiyorlar.
Egeli kadınlar her biri birer şifa kaynağı olan yabani otlardan bazılarının yararlarını ise şöyle anlatıyor:
Emine Avcı (87): “Eşek turpu (hardal otu) baş ağrısına iyi geliyor. Eşek turpunu hafifçe haşlayıp, üzerine sarımsak, limon ve zeytinyağı ile hazırladığımız sosu gezdiriyoruz. Hem lezzetli hem sağlıklı bir yemek. Üstelik kaynatılıp suyunun içilmesi böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı oluyor. Isırgan otu, akciğeri güçlendiriyor ve kanseri önlüyor. Kavrularak, börek içi olarak ve ıspanak gibi pişirilerek yenilebiliyor.Şevketibostan balgam söktürür ve bronşite iyi gelir. Terbiyeli, etli ve pirinçli pişirilir. Arapsaçı kandaki üreyi düşürüyor, burun tıkanıklığını açıyor ve cildi koruyor. Haşlanarak, kavrularak ya da etle terbiyeli pişirilerek tüketilebiliyor. Develik (ebegümeci) nefes darlığına iyi geliyor, böbrekleri temizliyor, kanın pıhtılaşmasını sağlıyor ve dalak hastalıklarını ortadan kaldırıyor. Kavrularak ya da hafif sulu yemeği pişirilerek yenilebiliyor. Ayva-dana otu, papatya çayı, defne yaprağı karın ve mide ağrılarına iyi geliyor. Kekik ve kekik suyu ise şekeri düşürmeye yardımcı oluyor
Zeytinyağının önemi 1970’te keşfedildi
Ege yöresi kültürlerinde 4000 yıl boyunca yaşamın ayrılmaz bir parçası olan zeytinyağı E vitamini deposu olup kozmetik ürünlerinin de temel maddesidir. Kolesterol içermeyen zeytinyağı damar sertliğinin önlenmesine yardımcı olup iyi yağ oranı ve antioksidanlar açısından zengindir. Eşsiz bir koruyucu olup balığın, peynirin hatta şarabın yıllarca bozulmadan kalmasını sağlar. Egeli olmayanlar için zeytinyağı yakın zamana dek, uzak ülkelerin büyüsünü taşıyordu. Ya kendine özgü yöresel yemeklerde kullanılır ya da marketlerin özel yiyecekler bölümündeki raflarda kaybolup giderdi. Ancak zeytinyağının önemi 1970’te yayımlanan bilimsel bir araştırma sayesinde ortaya çıktı. Araştırmanın işaret ettiği sonuçlar çok ilginçti. Dünya üzerinde kalp rahatsızlıklarının en az görüldüğü bölge Ege’ydi. Bunun üzerine 1980'lerden sonra, batı ülkelerinin zeytinyağı tüketiminde patlama oldu. Zeytinyağı üretiminin % 98’i Akdeniz ülkelerine ait; tüketimde ise %78’lik oranla birinciler. Türkiye de bir Akdeniz ülkesi olmasına rağmen, yüksek fiyatlar kişi başına zeytinyağı tüketimini azaltıyor. Komşumuz Yunanistan’da kişi başına düşen zeytinyağı tüketimi yılda 20 litre iken bu rakam ülkemizde yılda sadece “bir” litre.
Zeytinyağının faydaları
Egelilerin sağlığa dair önemli bir sırrı da siyah çay yerine adaçayı, ıhlamur, kekik, papatya, ayva-dana otu, defneyaprağı ve nane limon gibi bitki çaylarını tüketmeleri. Örneğin ayva yaprağı çayını da ishali durdurmak içiyorlar.
Egeli kadınlar her biri birer şifa kaynağı olan yabani otlardan bazılarının yararlarını ise şöyle anlatıyor:
Emine Avcı (87): “Eşek turpu (hardal otu) baş ağrısına iyi geliyor. Eşek turpunu hafifçe haşlayıp, üzerine sarımsak, limon ve zeytinyağı ile hazırladığımız sosu gezdiriyoruz. Hem lezzetli hem sağlıklı bir yemek. Üstelik kaynatılıp suyunun içilmesi böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı oluyor. Isırgan otu, akciğeri güçlendiriyor ve kanseri önlüyor. Kavrularak, börek içi olarak ve ıspanak gibi pişirilerek yenilebiliyor.Şevketibostan balgam söktürür ve bronşite iyi gelir. Terbiyeli, etli ve pirinçli pişirilir. Arapsaçı kandaki üreyi düşürüyor, burun tıkanıklığını açıyor ve cildi koruyor. Haşlanarak, kavrularak ya da etle terbiyeli pişirilerek tüketilebiliyor. Develik (ebegümeci) nefes darlığına iyi geliyor, böbrekleri temizliyor, kanın pıhtılaşmasını sağlıyor ve dalak hastalıklarını ortadan kaldırıyor. Kavrularak ya da hafif sulu yemeği pişirilerek yenilebiliyor. Ayva-dana otu, papatya çayı, defne yaprağı karın ve mide ağrılarına iyi geliyor. Kekik ve kekik suyu ise şekeri düşürmeye yardımcı oluyor
Zeytinyağının önemi 1970’te keşfedildi
Ege yöresi kültürlerinde 4000 yıl boyunca yaşamın ayrılmaz bir parçası olan zeytinyağı E vitamini deposu olup kozmetik ürünlerinin de temel maddesidir. Kolesterol içermeyen zeytinyağı damar sertliğinin önlenmesine yardımcı olup iyi yağ oranı ve antioksidanlar açısından zengindir. Eşsiz bir koruyucu olup balığın, peynirin hatta şarabın yıllarca bozulmadan kalmasını sağlar. Egeli olmayanlar için zeytinyağı yakın zamana dek, uzak ülkelerin büyüsünü taşıyordu. Ya kendine özgü yöresel yemeklerde kullanılır ya da marketlerin özel yiyecekler bölümündeki raflarda kaybolup giderdi. Ancak zeytinyağının önemi 1970’te yayımlanan bilimsel bir araştırma sayesinde ortaya çıktı. Araştırmanın işaret ettiği sonuçlar çok ilginçti. Dünya üzerinde kalp rahatsızlıklarının en az görüldüğü bölge Ege’ydi. Bunun üzerine 1980'lerden sonra, batı ülkelerinin zeytinyağı tüketiminde patlama oldu. Zeytinyağı üretiminin % 98’i Akdeniz ülkelerine ait; tüketimde ise %78’lik oranla birinciler. Türkiye de bir Akdeniz ülkesi olmasına rağmen, yüksek fiyatlar kişi başına zeytinyağı tüketimini azaltıyor. Komşumuz Yunanistan’da kişi başına düşen zeytinyağı tüketimi yılda 20 litre iken bu rakam ülkemizde yılda sadece “bir” litre.
Zeytinyağının faydaları
-Kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde önemli rol oynar.
-Kanı incelterek akışkanlığı artırır.
-Yüksek tansiyonun düşmesine yardımcı olur.
-İyi huylu kolesterolü yükseltir.
-Kilo alımını önler.
-İyi bir antioksidan olduğundan serbest radikallerin zararlarını azaltır.
-Kanserin önlenmesinde rol oynar.
-İltihaplı hastalıkların oluşmasını azaltır.
-Bağırsakların çalışmasını düzenler, yumuşak dışkılamayı sağlar.
-Mide asidini azaltır, mide tarafından kolayca hazmedilen en iyi yağdır.
-Sindirimi kolaylaştırır, değerli maddelerin bağırsakta emilimini sağlar.
-Sindirim için gereli olan safranın 12 parmak bağırsağına akışını hızlandırır.
-Safra kesesi yolu ile taşların oluşumunu azaltır.
-İçerdiği yüksek orandaki E Vitamini sayesinde beyin ve sinir kürelerinin yaşlanmasını kolaylaştırır.
-İçerdiği vitamin ve minarelerden dolayı gelişme çağında gelişme çağında kemik yapımını kuvvetlendirirken, yaşlılıkta kemiklerin zayıflamasını önler.
-Romatizmayı önleyici etkisi vardır.
-Cilt iltihaplarının önlenmesinde yardımcı olur.
-Saç ve tırnakları güçlü tutar.
-Kasları güçlü tutar.
-Kanı incelterek akışkanlığı artırır.
-Yüksek tansiyonun düşmesine yardımcı olur.
-İyi huylu kolesterolü yükseltir.
-Kilo alımını önler.
-İyi bir antioksidan olduğundan serbest radikallerin zararlarını azaltır.
-Kanserin önlenmesinde rol oynar.
-İltihaplı hastalıkların oluşmasını azaltır.
-Bağırsakların çalışmasını düzenler, yumuşak dışkılamayı sağlar.
-Mide asidini azaltır, mide tarafından kolayca hazmedilen en iyi yağdır.
-Sindirimi kolaylaştırır, değerli maddelerin bağırsakta emilimini sağlar.
-Sindirim için gereli olan safranın 12 parmak bağırsağına akışını hızlandırır.
-Safra kesesi yolu ile taşların oluşumunu azaltır.
-İçerdiği yüksek orandaki E Vitamini sayesinde beyin ve sinir kürelerinin yaşlanmasını kolaylaştırır.
-İçerdiği vitamin ve minarelerden dolayı gelişme çağında gelişme çağında kemik yapımını kuvvetlendirirken, yaşlılıkta kemiklerin zayıflamasını önler.
-Romatizmayı önleyici etkisi vardır.
-Cilt iltihaplarının önlenmesinde yardımcı olur.
-Saç ve tırnakları güçlü tutar.
-Kasları güçlü tutar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder